30 Mayıs 2009 Cumartesi

OFF SONUNDA BULDUM

WALLA altın bulmuş kadar sevindim amayinede tam istediğim gibi yapamadım ama bunada şükür

eminim bir çoğunuz bunu biliyordur ve bana kahkahalarla gülüyorsunuzdur ama ben çok uğraştım arkadaki fonu değiştirebilene kadar bi kopyala yapıştır yapacağım belliydi ama kadar yazı içinde yerini bulabilmek okadar zormuşki ancak bukadar yapabildim kendime göre farkındayım tam yerini bulamamışım ama ben beğendim umarım sizde beğenirsiniz

KÜLKEDİSİ


Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gelip eve yerleşmiş.Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini üzerine yıkmışlar.Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları, mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşleri ona “Külkedisi” adını takmışla.Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. İkisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens’in evlenmek istediğini biliyormuş. ‘Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?’ diye düşünmüşler.İki kız kardeş de kendilerini mümkün olduğunca güzelleştirmek için hemen kolları sıvamışlar. Fakat maalesef bu biraz zormuş, çünkü Külkedisi’nin aksine bayağı çirkinmiş her ikisi de!Balo akşamı, üvey kardeşleri gittikten sonra Külkedisi mutfakta oturmuş ve içn için ağlamaya başlamış. “Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?” diye sormuş bir kadın sesi.“Ben de baloya gitmek istiyordum,” demiş hıçkırarak Külkedisi.“Gideceksin öyleyse,” demiş ses. Külkedisi duyduğu sese doğru dönüp bakmış, şaşkınlıktan donakalmış.Güzel bir kadın duruyormuş yanı başında.“Ben senin peri annenim,” demiş kadın. “Şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!”Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokununca, balkabağı birdenbire altından bir fayton oluvermiş.“Şimdi de altı fare…” Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri annesi onları hemen ata dönüştürmüş.“Bir sıçan…” Onu da arabacı yapmış.“Ve altı kertenkele…” Onları da faytonun arkasında koşacak altı uşağa çevirivermiş.Nihayet Külkedisi’ne gelmiş sıra. Peri değneğiyle bir dokununca Külkedisi’nin yırtık, pırtık giysileri nefesleri kesecek harika bir elbiseye dönmüşmüş. Ayaklarında bir çift camdan ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş.“Bir şey var yalnız,” demiş Peri. “Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikide elbisen tekrar eski giysilerine, faytonun balkabağına, atların fareye dönüşecek. Prens’in bunu görmesini istemezsin herhalde? Şimdi git, dilediğince eğlen.”O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Baloya katılan hanımlar (özellikle de iki üvey kız kardeşi) onun elbisesini çok beğenmişler ve terzisinin adını öğrenmek için ona yalvarmışlar. Beyefendilerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmışlar.Prens ise götür görmez ona âşık olmuş! Ve o andan sonra hiç kimseye bu kızla dans etmek için izin verilmemiş.Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada evde olması gerektiğini hatırlamış.“Gitme!” diye seslenmiş Prens arkasından, ama Külkedisi bir an bile durmadan koşup oradan uzaklaşmış. Sokağa çaktığında elbisesi tekrar eski elbiselerine dönüşmüş. Geriye kala kala camdan ayakkabıların bir teki kalmış. Diğer tekini nerede kaybettiğini bilmiyormuş.O gece Külkedisi uyuyana kadar ağlamış. Hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünüyormuş.Ama bu doğru değilmiş. Ayakkabının diğer tekini sarayın merdivenlerinde bulmuşlar. Ertesi sabah Prens ev ev dolaşıp ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmiş. “Bu ayakkabının dün gece karşılaştığım güzel sahibini bulamazsam yaşayamam,” demiş.Derken Külkedisi’nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler. Olmamış. Ayaklarına girmemiş bile.Prens çok üzgünmüş, çünkü uğramadığı sadece birkaç ev kalmış. Tam oradan ayrılacakken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş.“Hanımefendi,” demiş Prens Külkedisi’ne, “bir de siz deneseniz?”“O mu deneyecek? Ne münasebet!” diye haykırmış üvey kardeşler.Fakat Prens ısrar etmiş. Külkedisi’nin ne kadar güzel bir kız olduğu gözünden kaçmamış. Tabii ayakkabı Külkedisi’nin ayağına kalıp gibi oturmuş. Prens diz çöküp Külkedisi’ne evlenme teklif ederken iki üvey kardeşe de öfke ve kıskançlıkla olanları seyretmek kalmış. Külkedisi Prens’in teklifini tabii ki kabul etmiş.

bunları biliyormusunuz?


1 saat sureyle kulaklıkla bir şey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını?

Çakmağın kibritten önce bulunduğunu?

Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu?

Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır

Dünyanın en genç üniversite öğrencisi 11,5 yaşındaki Ganesh Sittampalam'dı

İlk yeraltı tünel 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak'ta Fırat nehrinin altından geçmiştir.

Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.

Dünyada 2000 e yakın halk ve 3000 e yakın dil var.

Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene(1338-1453) sürmüştür

İnsanın saçında 102 bine yakın, derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.35-0.40 mm. uzar

İngiltereli Thomas Korne 207 sene yaşamıştır

İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir

Kadınlar erkeklere oranla iki kat daha fazla göz kırparlar

Soğan doğrarken sakız çiğnemek göz yaşarmasını önler

Üzüm mikrodalga fırında patlar

İnsan yılda en az 1460 rüya görür

İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır

Çin'de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika'dan daha fazladır

Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. Fark sadece tamamen kokularından kaynaklanır. Aslında hepsi tatlıdır

En uzun boylu insan 1940 yılında ölen 2,72 metre boyunda ABD'li R.P. Wadlow olmuştur

Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir

İnsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner

İnsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500-700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir

Michel Jordan basketbol oynadığı yıllarda, bir yılda Nike'den, Nike'ın Malezya fabrikası personelinin hepsinden daha fazla para kazanıyordu

ABD, Ohio'da lisans olmadan fare yakalamak yasaktır

Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız

Aşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Bu kimyasal madde çikolatada da vardır

Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez

1994 Dünya Kupası'nda, Bulgaristan futbol takımının 11 oyuncusunun hepsinin isminin sonu "OV" ile bitiyordu

Birinci Dünya Savaşında Fransa ülkedeki tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı

Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar

Kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır

İnsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır

DENİZ FENERİ MANTIĞI

Dünya din adamları bir toplantıda bir araya gelmiş konuşuyorlarmış .Konu dönmüş dolaşmış, toplanan paralara ve onların hak yolundakullanılmasına gelmiş.
İlk olarak bir haham almış sözü;- Biz demiş. Topladığımız paraları 5 mt. öteye bir çizgi çizerekçizgiye doğru fırlatırız. Çizgiyi geçenleri hak yolunda kullanırız geçemeyenler de bize kalır. İkinci olarak bir papaz söz almış;- Biz de benzer bir yöntem kullanıyoruz demiş. Kilisede toplanan paraları 5 mt. öteye koyduğumuz bir kavanoza atarız, kavanoza girenleri hak yolunda kullanırız, girmeyenler bize kalır demiş.!
Son olarak bizim imam söz almış. O da;- Bizde de durum pek farklı sayılmaz demiş. Biz de topladığımız paraları yukarıya doğru fırlatırız, Yüce Rabbim ihtiyacı olduğu kadarını içinden alır, gerisi bize kalır..

26 Mayıs 2009 Salı

DİŞ DOKTORUNDA İLK GÜNÜMÜZ

Bugün sabah diş doktoruna gittik H.ÜNİVERSİTESİNE çocuk bölümünü çok beğendim çok sempatikti ortam oğlumda çok iyi durdu ama tabiki bu sadece muayeneydi 1 haziranda tekrar gidilip dolgu için randevu alacağız ve sonunda birde dolgu için gideceğiz tam bir işkence ama yapılacak birşey yok tek tesellim dişnin çekilmeyecek olması benim gördüğüm 1tek diş vardı çürük olan ama tam 4 dişi dolgu olacakmış çürük olduğundan değlde demekki gerekli bende anlamadım minik minik dolgular dedi ablası ee hayırlısı bakalım
Powered By Blogger